
Bir zamanlar Zaire olarak bilinen kudretli Kongo Nehri Afrika'nın kalbinden Atlantik'e uzanan bir yayçizer. Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile Zambiya sınırı üzerinde tek tük ağaçların göründüğü otlaklardan Atlantik'e doğru çizdiği eğri boyunca, büyük Kongo Nehri'nden sayısız kol çıkar. Bütün bu kollarıyla birlikte nehir, yağmur ormanları ve yüksek otlaklardan oluşan kabaca Hindistan büyüklüğünde bir alanda biriken suyu boşaltır.
TamPortekizli kâşif Diogo Cao 1482'de nehir halicini keşfettiğinde, nehrin biraz yukarısında şimdi Livingstone Şelaleleri olarak bilinen ivinti üzerinde ilerleme şansına sahip değildi. Dolayısıyla neredeyse 400 yıl boyunca dünyanın geri kalanının bu güçlü nehirden haberi olmadı. 19. yüzyıl Avrupalıları içinse burası 'Afrika'nın en karanlık' bölgesiydi. Romancı Joseph Conrad, 1899 tarihinde yazdığı 'Heart of Darkness'da (Karanlığın Kalbi) buradan 'kâbus gibi bir korku ülkesi' olarak söz ediyordu. Nehrin eskiden Zaire olan ismi, 17. yüzyılın Avrupalı kâşifleri taralından, bölgede yaşayan Kongo halkından esinlenilerek 'Congo' olarak değiştirildi. 1971'de ise daha önce Belçika Kongosu olan ülke ismini Zaire olarak değiştirince nehre de tekrar bu isim verildi. 1997'den itibaren ise hem ülke, hem de nehir Kongo ismine geri döndü.
19. yüzyılda yaşayan İskoç kâşif ve misyoner David Livingstone, Kongo Nefıri'nin Nil, ya da belki Niger Nefıri'nin ana kolu olduğunu düşünüyordu. Ancak ormanın derinliklerinde insan eti yiyen toplulukların yaşadığına dair dehşet verici hikâyeler, gözü pek Livingstone'u bile kuramını kanıtlamaktan alı koydu. Galler doğumlu Amerikalı kâşif Henry Morton Stanley'in asıl kimliğini saptamak üzere nehir üzerinde uzun bir yolculuğa çıktığı 1876-77 yılına kadar da bu kuram kanıtlanmadan kaldı.
Kongo Nehri'nin ana kaynağı, üzerinde yolculuk yapılabilir tek bölümü oluşturan Lualaba Nefıri'dir. Lualaba Nehri önce, dik ve kayalık koyakların arasından kuzeye doru akar, sonra kıyılan sazlık bataklıkların içinden geçerek, küçük beyaz balıkçılların, balık kartalları ve yalıçapkınlarının bol bulunduğu, bu nedenle de yerel avcıların avlağı haline gelen Kisale Nehri'ne dökülür. Kongolo'ya geldiğinde iyice hızlanan nehrin genişliği altı kat artarak
İleri doğru, gemilerin yüzebileceği kadar derin birkaç nokta, oraya buraya dağılmış birkaç ivintiden sonra nehir Nyangwe'ye girer; burası 1871 yılında David Livingstone'un bile cesaretini kıracak kadar ürkütücü bir cangıldır, buradan daha kuzeye ilerlemeyi göze alamamıştı. Stanley ise Ekim 1876'da, Afrika'nın doğu kıyılarından başlayan iki senelik bir yolculuğun ardından, Kongo'ya doğru devam ettiği yolculuğuna Nyangvve'den başlamıştı. Bu noktadan nehrin ağzına ulaşması Stanley'in tam dokuz ayını aldı ve bu süre boyunca o ve ekibi, nehir kenarlarındaki köylerde yaşayan topluluklarla birkaç kez savaşmak zorunda kaldı.
Stanley, bir şelalenin yaklaştığına dair alarm sesini duyduğu sırada da böyle bir savaşın içindeydi. Bu şelale, nehir seviyesine yaklaşık
Stanley notlarında, uzun sırık ve kamıştan örülmüş konik sepetlerle çok miktarda balık yakalayan yerli balıkçılardan söz etmişti. Bugün bu balıkçılar halen aynı şeyi yapıyor, ismi Kisangani olan Stanleyville ise, kalabalık bir balıkçı, imalat ve turizm şehri olarak, nehir yukarı mal taşıyan gemilerin son durağı.
Kongo Nehri, batıya doğru büküldüğü Kisangani'den sonra, akıntı yönünde
Nehir, Kisangani'nin batısında Aruwimi ile birleşerek genişler ve sonra da aşağı, Mbandaka'ya döner; binlerce alüvyon adasının su yollan labirentine akan geçitleri bozduğu, üzeri dev örümcek ağlarıyla örülü salkım saçak ağaçların kenarlardan sarktığı ve sümbülleriyle dolu Su karanlık lagünlerden oluşan ürpertici bir şebekedir burası. 'Heart of Darkness' isimli eserinde Conrad nehir yolculuğunu, "bitki örtüsünün büyük bir kargaşayla ayaklandığı ve büyük ağaçlama kral olduğu yeryüzünün başlangıcına doğru bir yolculuk gibi: beyhude bir akarsu, büyük bir sessizlik ve nüfuz edilemez bir orman" sözcükleriyle tarif eder. Dünyanın en tuhaf gemilerinden biri Kisangani ile Kinhasa arasında sefer yapar burada; bu, Big Pusher isimli bir buharlı gemi. Tüccar yolcuların doldurduğu yüzen bir köy görünümündeki bu hantal gemi, salapuryalar, şişme botlar, dubalar ve kanolardan oluşan tümü de birbirine bağlı ve yaklaşık 500 kişinin kimileri küçücük kabinlerde, diğerleriyse güverte ve iskele bordalarında tıkış tıkış yolculuk ettiği geniş bir filoyu sürükler peşinden. The Pusher (İtici) ise, sadece büyük ticaret limanlanrıa uğrar. Bunun dışındaki yerlerde akıntı aşağı yavaş yavaş seyreder; nehrin ortasında kanolar ve ağaç oyma kayıklar bu hareket eden devin etrafım bir su böcekleri sürüsü gibi kuşatır. Bordadan bağlı kalmak tehlikeli bir iş olduğundan ticari alışverişin mümkün olduğunca hızlı bitirilmesi gerekir. Bot güvertelerinde kurutulmuş balık, antilop, meyve ve füme maymun eti gibi ticari malzemeden kuleler yükselir dakikalar içinde. Yüzen köy ise ikinci bir filoya ulaşıncaya kadar sakin sakin yoluna devam eder. Mbandaka'yı geçtikten sonra, Kinshasa yolunun tam yarısında orman sıklaşır ve nehir denize dökülmeden önceki son hamlesi için hızlanır; bu noktadaki genişliği, göz alabildiğine uzanan bataklıklarla
NEHİR AĞZININ YAKINLARINDA İlk kez 15. yüzyıl sonlarında Portekiz gemicilerinin geldiği Aşağı Kongo Nehirinin her iki yakası, mangrov bataklıklarıyla çevrili.
Afrikadaki Harikalar
-
Doğu Afrika nın Soda Gölleri 55 sıcaktan cızırdayan bir soda gölü zinciri Büyük Rift Vadisinin...
-
Blyde Nehri Kanyonu Bir zamanlar altın arayıcıları tarafından delik deşik edilen...
-
Ngorongoro Krateri Altında uzanan düzlüklerden izole bir şekilde yükseklere uzanan...
- 1
- 2
- 3
