Çarşamba, Şubat 08, 2012
   
TEXT_SIZE

Site içi arama motoru

Ngorongoro Krateri

ngorongoro_krateri_Altında uzanan düzlüklerden izole bir şekilde yükseklere uzanan dev volkanik krater içinde her türlü hayvanın bol bol bulunduğu bir vahşi yaşam barınağı. Tanzanya'nın kuzeyinde, karmakarışık bir bitki örtüsü altına gizlenmiş olan bu antik ve çoktan sönmüş volkanın sarp yamaçları, krater duvarlarının içinde neler döndüğüne dair çok az ipucu verir. Deniz seviyesinden yaklaşık 1800 metre yükseklikteki bu iyice incelmiş havanın sessizliğini yalnızca, etrafı kuşatan düzlüklerden havaya yükselip Afrika semalarının su mavisi çerçevesi içinde koşuşturan ılık esinti ve yaprakların hışırtısı bozar.

Krater çerçevesini oluşturan tepede ise manzara nefes kesici bir biçimde değişir. Aşağı doğru pastel gölgeli devasa boyutlarda bir eğim oluşturan arazi, ansızın puslu bir boşluğa yuvarlanır. Bu baş döndürücü yoğunluktaki uzaya uyum göstermek başlangıçta güçtür. Tek odak noktası, pembe lekeli havuzlar etrafında pırıl pırıl dönen, yaklaşık 600 metre aşağıdaki gümüş işlemeli su yollandır.

Krater tabanına karabiber gibi ekilmiş koyu beneklerin tam olarak ne olduğu, ancak bunlar durmaksızın değişen oluşumların etrafında bir bulut gibi biriktiğinde açıklığa kavuşur: Otlayan binlerce zebra ve Güney Afrika antilobu. Bir hareket dalgası birdenbire havuzu karıştırır, pembe lekeler havalanır döner ve tekrar suyun başında toplanır. Bunlar, sığ krater gölünde bir araya gelen flamingo filolarıdır.

Afrika yaban hayatının en büyük buluşmalarından birisini (yaklaşık 30 bin hayvan) kraterin 260 km'lik tabanından izlemek mümkündür. Ngorongoro'da toplanan hayvanların ismini yazmak, safariye çıkmış fotoğrafçıların kontrol listesini okumaktan farksızdın içlerinde aslanların, fillerin, gergedanların, su aygırlarının, zürafa ve çeşitli antilopların yanı sıra güney Afrika geyikleri, impalalar, siyah benekli Afrika maymunları, babunlar, yaban domuzlan ve sırtlanların da bulunduğu büyük memeliler sınıfına giren en az 50 farklı tür. Ayrıca, devekuşu, ördek ve Gine kümes hayvanlarıyla 200'ü aşkın kuş türü. Kratere böylece, Doğu Afrika yaban hayatının, sanki gülümseyen bir Tanrının avuç içindeymiş gibi arza kadar yükselen, küçük ölçekli bir versiyonu olarak bakılabilir.

KRATER DAĞLARI

Bu doğal Nuh'un Gemisi, mutlu bir jeolojik tesadüf aslında. Ngorongoro, yer kabuğu üzerinde Afrika boyunca Mozambik'ten Suriye'ye kadar uzanan bir eğri çizen bir fay, Great Rift Valley'in (Büyük Rift Vadisi) doğu burnu üzerinde yer alıyor. Milyonlarca yıl boyunca farklı zamanlarda, yerküre merkezindeki devasa basınç bu fayın zayıf noktalarından dışarı püskürmüş ve erimiş kaya parçalarım bugün Doğu Afrika'nın 'Krater Dağları'nı meydana getiren bir dizi yanardağ içinden yüzeye çıkmaya zorlamış.

ngorongoro-crater

Ngorongoro işte bu yanardağlardan biri. Bir zamanlar konik bir şekle ve şimdikinden iki misli yüksekliğe sahipmiş. Ancak yaklaşık 2.5 milyon yıl önce gerçekleşen son püskürmenin şiddeti ve altındaki erimiş kaya kütlesinin lav olarak dışarı kusulması nedeniyle, konik zirvesi içeri çökerek bir oyuk halini almış. Bu olaydan günümüze kalan tek kalıntı ise kraterin kuzey batı sektöründe yen alan Round Table Hill (Yuvarlak Masa Tepesi) dir.

Teknik olarak bir volkanik patlama ya da çöküntü sonucu oluşmuş volkanik kraterlere 'caldera' ismi veriliyor. Kabaca daireyi andıran 18 km'lik çapıyla, Ngorongoro dünyanın altıncı büyük 'caldera'sı. Ama çeperleri kırıksız olan kraterler arasında dünyanın en büyük calderası olarak biliniyor. Buna karşılık, kraterin Afrika dilindeki ismi bu tür istatistik ayrıntılar içinde nadiren dikkat çekiyor: Ngorongoro, basitçe, 'büyük delik' anlamına geliyor.

1959'da yapılan bozuk ve yamru yumru bir yol, yalnızca 3.2 km'lik bir mesafede 600 m'lik bir yükseklik kaybederek, krater tabanına kadar iniyor. Zaten yalnızca dört çekerli araçların krater yakınma kadar çıkmasına izin veriliyor. Bu araçlarsa sabit bir trafik içinde yılda yaklaşık 10 bin turist getiriyor.

Batıdaki Serengeti Düzlükleri'nin su ve taze ot bulmak için her yıl göç eden hayvanlarından farklı olarak, Ngorongoro'da yaşayan hayvanların büyük bir bölümü yıl boyunca krater çevresinde kalır; çünkü burada kurak sezonlarda bile su bulunuyor.

Bir dizi bataklıkla, sığ bir soda gölü olan ana göl Magadi ise iki memba ve iki nehirden Munge ve Lonyonike nehirleri besleniyor.

Hiçbir çıkış yolu olmayan göl sulan ise yüzyıllardır süren buharlaşmanın bir sonucu olarak yüksek oranda tuz içeriyor. Bazı ışıklar altında büründüğü koyu mavi rengin nedeni de bu. Sadece su yosunlan ve karides türü bazı kabuklular yaşayabiliyor bu suda, ama bu bile buradan beslenen milyonlarca flamingo için yeterli. Flamingoların iki türü var; uzun bacaklı zarafetleriyle göl kenarlarında iz süren ve gagalarıyla karidesleri tararken boyunlarını eğen büyük flamingolar ve derin sulardaki su yosunları süzen daha küçük flamingolar. Hemen yakındaki bataklıklar ise su aygırlarının içinde yuvarlandığı çamurlu çukurların yanı sıra, filler için su kuyuları ve kara gergedanlar için de onlar sadık hizmetçileri kene kuşları veya öküz kuşları sağlar. Bu kuşlar gergedanların kösele gibi sırtlarından kopardıkları parazitlerle beslenirler.

YAĞMUR VE YENİLENME

Her yıl, Aralık'tan Nisan'a ya da Mayıs'a kadar süren 'uzun yağmurların ardından, krater otlakları zümrüt yeşiline bürünür ve zengin volkanik toprakta filizlenen pembe, san, mavi ve beyaz çiçeklerle dalgalanır. Bunlar arasında petunyalar, acı baklaçiçekleri, papatyalar ve nadir bulunan mavi yoncaları yer alır. Mayısla Kasım arasındaki kurak sezon ilerledikçe kraterin rengi de aşamalı olarak yeşilden sarıya, sonra da açık kahve ve kahverengine dönüşür ve hayvanlar da Munge Bataklığı kenarında toplanır. Otlar kraterin yaklaşık üçte ikisini kapladığında ise artık, sağa sola dağılmış akasya ağacı kümeleri ve yüzeye çıkmış kaya katmandan dışında, arazinin tek renkliliğini bozacak hiçbir şey kalmaz.

Krater kenarlarının oluşturduğu yüksek duvarlarla dış dünyayla ilgisi hemen hemen kopmuş Ngorongoro hayvanlarınınsa artık hayati ihtiyaçlarından başka bir ihtiyaçlar, kalmamış gibidir. Zebra, güney Afrika antilobu ve ceylanlar gibi otçullar otlağın büyük bir bölümünü kaplar ve aslan, leopar, çita, sırtlan ve çakallar gibi etoburlara av olurlar. Bu yırtıcılar, otlayan sürülerin etrafında ilgisiz eşkıyalar gibi sessizce dolaşarak sürüden arkada kalanları gözlerler. Otçullar genellikle otların en yeşil olduğu Ocak ve Şubat ayında doğurur, yırtıcılar da aynısını yaparak, sütten kesilmiş yavruların ve onların bakımını üstlenen annelerin iyi beslenmesi amacıyla etrafta bir sürü yeni doğmuş buzağı ve tayın bulunduğu aylarda doğurur.

ngorongoro_crater

Yani aslında bu Cennet Bahçesi'nde her şey cennet gibi değildir. Etrafta sessiz sessiz gezen bir dişi aslanın görüş menzilindeki bir antilop sürüsünü sağ sola dağıtacak bir tahrik, ürkmüş bir Thomson ceylanının ani sıçrayışı, fırsatçı bir sırtlanın yolundan fırlayan flamingo kanatlarının keşmekeşi tüm bunlar, bu sıkı sıkıya programlanmış topluluk içinde hayatta kalmak için son derece önemli olan sürekli alarm durumunun ifadesidir. Tıpkı, çok yükseklerde, öldürülmüş bir avın üzerinde spiraller çizerek süzülen akbabaların bu gündelik ölüm ritüelindeki bir diğer sona işaret edişi gibi.

YAŞAYAN LABORATUVAR

Ngorongoro'nun kendi kendine yetme özelliği, uluslararası bilim çevreleri için bulunmaz bir nimet olmuş, zoologlar ve diğerleri buradaki vahşi yaşam ve benzersiz ekosistem üzerine çalışmak için yıllarca buraya gelmiştir. Ancak bu ilgi, ilk akla gelenin aksine, yakın akraba ilişkisiyle çocuk sahibi olma üzerinde yoğunlaştı. Aslan nüfusu üzerine yapılan bilimsel analizler örneğin, 100 aslanın yalnızca 15 bireyden doğduğunu ortaya çıkardı. Bunlarsa, ya 1962'de ısırıcı sineklerin yaydığı öldürücü salgından hayatta kalanlar, ya da kratere kısa süre önce tesadüfen gelmiş olanlardı. Bu, Ngorongoro aslanlarının genetik havuzunun endişe verici boyutlarda küçük olduğu anlamına geliyordu. Bir yandan onların hastalıklara karşı koyma yeteneklerini, bir yandan da gelecek nesillerin verimliliğini tehdit eden bir sorundu bu.

Krater çevresine çıkan antik patika üzerinden bir kaç hayvan her yıl krateri terk eder. Bunlar kraterin altındaki düzlüklerde her yıl tekrarlanan kuru sezon göçüne katılır, sonra dönerler. Aslında bunlar, göçmen hayvan toplamının sadece küçük bir yüzdesidir, ama Ngorongoro vahşi yaşamının genetik havuzunu, bu dünyanın ötesine açarlar. Ancak çevre bölgedeki tarımsal gelişmeler bu göç rotasını taciz edecek kadar ileri gitmiş ve krateri hiç olmadığı kadar yalıtmıştır.

Ngorongoro, bir zamanlar tarıma izin verilmeyen Serengeti Ulusal Parkı'nın bir parçasıydı. Bu ise sığır sürüleri besleyen yerli Masai halkının zararına oluyordu. Sonunda 1959 yılında krater ve çevre bölgede yaklaşık 8300 km'lik bir koruma alanı oluşturuldu. Ancak krater içindeki büyükbaş hayvan sayısı kesin şekilde sınırlandı ve yapılaşmaya izin verilmedi.

Zarif, ağırbaşlı Masailer ise, kızıl saçları ve omuzlarında düğümlenmiş toz renkli kaftanlarıyla Ngorongoro büyüsünün bir parçasıdır. Bir Masai çoban savaşçının yumuşak ayak sesleri, güneş yanığı otların hışırtısı, hayvan yaşamının sert sahnesi; bütün bunlar, bu yaşlı manzaranın üzerine asılı zamansızlık atmosferine katkıda bulunur.

OTLAYAN SÜRÜLER Krater tabanını oluşturan uçsuz bucaksız armada çizgili zebralar, dostları güney Afrika antilopları arasında çıplak gözle bile seçilebiliyor. Ama kızgın ve buhar bir sis içinde hareket eder veya otlarken onları çevrelerinden ayırt edebilmek iyice güçleşir.

 

ngorongoro_krateriÇEVRE DOSTU

Ngorogoro Kraterinin puslu havasında bir fil akasyayla besleniyor. Filler ağacın mukavemetini sağlayan yaprak ve dallan yemekten özenle kaçınır

 

HAYAT AĞACI – İNŞAAT USTASI

Bu erkek maskeli dokuma kuşu, akasya dikenlerini kanca olarak kullanıp, ottan bir yuva dokuyor. Otlar sararmadan dişinin dikkatini çekmek zorunda. Aksi halde reddedilir ve yeniden başlaması gerekir.

Akasya ağaçları ve birkaç tür çalı Doğu Afrika otlakların hakim bitkileridir. Sivri ve acı verici dikenlere sahip olmalarına rağmen birçok hayvan bu bitkilerle beslenir. Dikdik adıyla bilinen küçük antiloplar ve Thomson ceylanları sürgünleri yerken, impala gibi daha büyükleri yetişkin çalılarla, fil ve zürafalar ise büyük ağaçlarla beslenir.

ngorongoro_crater_p

Akasyalar yiyecek sağlamanın yanı sıra gözetleme noktası, kiler, gölgelik, şemsiye, kaşınma istasyonları ve ev olarak da işlev görür. Leoparlar yüksek dallarında oturup avlarını seçerken, avdan sonra da, yine bu ağacın yağmacı sırtlanların ulaşamayacağı çatal dalları arasında misafir eder avını. Aslanlar gün ortası sıcağında yapraktan bir tente altında dinlenir, kaplanlarsa dallar arasında bir yılan gibi kıvrılarak bir kuş yuvası ve yavru kuşlardan oluşan bir ziyafet ararlar.

Dallardan bagworm güvelerinin ipek kozaları sarkar. Çiftleşme sırasında dişi güve kozanın içinde, erkekse diken dibindeki minik keseciklerde yaşayan karıncaların saldırısını göze alarak dışarıda bekler. Karıncalar ağacı yaprak yiyen böceklerden korusa da, kıvrımlı tohum fasulyelerini koparıp içindeki tohumları yiyen siyah benekli yeşil maymunlar türünden istilacılara karşı yapacak bir şeyleri yoktur.

İmpala ve fil gibi hayvanların yediği olgunlaşmış tohumlar, bu hayvanların sindirim salgılarıyla yumuşatılır; aksi halde filizlenmeleri mümkün değildir. Gübre böcekleri yere düşen çöpleri karıştırırken bu tohumları gömer. Bu şekilde de yeni bir akasya ağacı doğar.

SOSYAL GÜVENLİK Kraterde yaşayan 15 bin güney Afrika antilobunun çoğu bütün bir yıl burada kalır ve bir sürü olarak başıboş birlikteliklerini sürdürürler. Sürüden ayrılanlar ise yırtıcılara av olacaktır.

ngorongoro_krateri_harita

Afrikadaki Harikalar

  • 1
  • 2
  • 3

Anket 2010

En çok nereyi görmek isterdiniz

Amazon Bölgesi

amazon-nehri-ormani

Amazon (6,440 km), Nil'den sonra (6,695 km), dünyanın en uzun ikinci nehridir.