IŞILDAYAN KAYA
Sis kalktığında, zirvelerden inanılmaz bir parlaklığın yansıdığı görülür. Aslında ışıldayan kar değil, kayanın kendisidir. Yerkabuğu hareketlerinin baskısı ve sıcakla küçük parçalara ayrılan kayalar, diğer adıyla mika kayaçlar, sarmaladıkları granit kütle üzerinden yanıp sönerek izleyiciyi şaşırtırlar.
Ruwenzori, Kilimanjaro ve Kenya Dağı gibi volkanik hareketlerle değil, muazzam bir toprak kütlesinin yukarıya doğru yükselmesiyle oluşmuştur. Yaklaşık 10 milyon yıl önce yeryüzü sahnesine çıkan bu genç zirvelerle, Ruwenzori, güçlü ve çok etkileyici profilini sürekli canlı tutar. Ve yamaçlarım da... Eteklerindeki o ürkütücü ve gizemli derinliği yaratan yeşilliği, bu dağları büyülü kılar.
İklim, Ruzenwori'nin yaşamında başroldedir. 2700 metreye kadar inen bulutlar, çok yüksek oranda neme neden olurlar. Yağışların en bol olduğu mevsim kasım ayıdır. Yeşilliği besleyip onun zenginleşmesine katkıda bulunan sis, aşırı nemli bir atmosfer yaratır. Bitkiler, küf kokulu mantarlar ve süngersi yosunlar arasında, aralıksız damlayan suyu içerek ölçüsüz biçimde büyürler. Özellikle frengi otları şaşırtıcıdır. Çok iyi tanıdığımız bu bahçe bitkisiyle ailesel bağı olan Lobelia woliastonii ve L. Bequaerii türleri, insan boyunun üç katına erişirler ve yuka çiçeğinin başları gibi sürgün verirler. Bir başka bitki, kanarya otu (Senecio), bir telefon direğinin boyuna ulaşırken, funda türleri de 12 metreye kadar büyür. Olağanüstü boylara erişen bu bitkiler, ağaçların üzerinde "yeşilin" hakimleri olarak taht kurarlar. Ve gerçek ağaçlarla rekabet içinde olmamaları, onların bu mucizevî gelişimine yardımcı olur. Bu bollukta payı olan bir diğer etken de, insan kolu büyüklüğündeki solucanları besleyen humuslu topraktaki asidin zenginliğidir.
Eski inanışlarla sarmalanmış Ruwenzori, bu "büyük ve derin" yeşilliğiyle birlikte adeta bir periler ülkesine, küçük bir harikalar diyarına dönüşür. Banand yerlileri, dağların, bölgelerine giren insanlara kaya yuvarlayan ruhlan barındırdığına inanır. Çok değil, kısa bir süre önce, devasa bir frengi otu çiçeğini kesen bir doğa bilimci, kendisine yardım etmek üzere eşlik eden yerlilerin, ölüm korkusuyla bitkiyi taşımak hatta ona dokunmak bile istemediklerini aktarır. Aynı şekilde ormanın en garip hayvanı, Charmeleo johnstoni cinsi bukalemundan da sakınılır. Yerliler, alnındaki üç boynuzuyla uğursuz bir görünüşe sahip olan bu sürüngenden lanetli bir yaratıkmış gibi uzak durmaya çalışırlar hep.
Ruwenzori'nin hayvanlar dünyasında başka yaşam biçimleri de vardır. Güneş kuşları, uzun kavisli gagalarını dev lobelialardan nektar çekmek için kullanır. Ağaçların yüksek dallarında yaşayan beyaz ve silah renkli colobus maymunları ise yaprakların üzerinde beslenirler ve çok ender olarak yere inerler. Leoparlar, neredeyse karın tutunduğu yükseklere dek, ormanın her yanını kolaçan eder. En sıra dışı yaratık ise, tavşana benzeyen ve Gine domuzu gibi çığlık atan yabani ağaç faresidir. Ancak bu ilginç canlının benzediği bu türlerle herhangi bir akrabalığı bulunmaz. Pençe yerine tırnak gibi toynakları vardır ve daha çok file yakın bulunur. Ruwenzori'nin gerçek fillerine ise dağların eteklerinde rastlanır. Bataklıklarda, çamurda, sık papirüs ve kamış ormanları içinde bu büyüleyici ve gizemli dağ krallığının sınırlarını gezen bir devriye gibi, ağır ağır dolaşırlar.
FOKURDAYAN SELLER
Ruwenzori üzerinden dökülen şelaleler. Yunan coğrafyacı Dolemy, Nil'in bu sıradağlarda doğduğuna inanıyordu. Bunda yanıldı ama haritasında Rumenzori'nin yerini yüzde yüz doğru göstermeyi başardı.
NEKTAR DÜŞKÜNÜ Güneş kuşu, uzun ve kavisli gagasıyla, dev frengi otlarından nektarı çeker.
GİZLİ KÖŞE Rumenzori yağmurları ve buzullardan kaçarı sular, birçok durgun göl yaratır. Bu göller yeşil balçık ormanlarıyla çoğalır. Ağaç sarmaşıkları ve eğrelti otlarını arasında yaban muzları yetişir.

Ekvator üzerindeki bu karla kaplı zirveler antik Yunanlıların “Ay Dağlan” olarak kabul ediliyor
Burası, Doğu Afrika'nın Ruwenzori'si, gizli bir harikalar diyarıdır. "Ay Dağları" olarak da adlandırılan bu "kar başlıklı" silsilenin görkemli dorukları, neredeyse tüm yıl boyunca üzerlerinde asılı duran bulutların ardında saklanır ve ancak rüzgârların yön değiştirmesi ve sis perdelerini açmasıyla gözler önüne serilirler.
Avrupalılar tarafından kayıtlara geçmeden kısa bir süre önce, 1888 yılında, Ruwenzori dağlarına erişen kaşif Henry Morton Stanley, tepelerinin 300 gün boyunca üzerine çöken bulutlarla örtüldüğünü ama dağıldıklarında ortaya çıkan manzaranın eşsiz olduğunu kayda düşer: "Çekilen kara bulutların ardından zirveden zirveye, sıradağların son karlı tepesine kadar muhteşem bir enginlik ve güzellik tüm gözleri alır ve kendine perçinler..."
Stanley, bu dağ silsilesine Bantu dilinde "yağmur yağdıran" anlamına gelen Ruwenzori adım verir. Ekvator'dan
Dağların fotoğraflanması ve topograf isinin çıkarılması ilk kez 1906 yılında, İtalyan Dük Abruzzi Luigi di Savoia tarafından gerçekleştirilir. Bazı tarihsel kaynaklar, belli belirsiz olsa da, Ruwenzori'nin antik dönemlerden beri bilindiğine işaret eder. 2000 yıldan fazla bir süre önce, Yunanlı coğrafyacılar, Nil'in ana kolunun, gizemli dağların karlan ve şefleriyle beslendiğinden söz ederlerdi. MÖ 4. yüzyılda yaşayan Ptolemaios (M.S.2. yüzyıl) ise onları "Ay Dağlan" olarak tanımlar. İşte onun bu dağların bugün Ruzemvori olduğu sanılıyor.
Afrikadaki Harikalar
-
Doğu Afrika nın Soda Gölleri 55 sıcaktan cızırdayan bir soda gölü zinciri Büyük Rift Vadisinin...
-
Blyde Nehri Kanyonu Bir zamanlar altın arayıcıları tarafından delik deşik edilen...
-
Ngorongoro Krateri Altında uzanan düzlüklerden izole bir şekilde yükseklere uzanan...
- 1
- 2
- 3
