Perşembe, Şubat 23, 2012
   
TEXT_SIZE

Site içi arama motoru

Kakadu Sahrası

kakaduTropikal kuzey Avustralya'da; tuzlu sularında timsahların pusuya yattığı nehirler, antik kaya resimleriyle süslü sarp uçurumlar...

Avustralya'nın kuzey ucunda, değişken ve uçsuz bucaksız yaban topraklar uzanır. Burası, Avustralyalıların 'En Uç' diye adandırdıkları bir bölgedir. Korsika adasının (8640 km2) iki misli büyüklüğünde olan Kakadu Ulusal Parkı'nın manzarası bir noktadan diğerine değişik özellikler göstermekle kalmaz, ayrıca her mevsim farklı bir görüntüye bürünür. Aralık ayının ilk günlerinde başlayan 'yağışlı' sezon, çok büyük alanları sel sulan akında bırakan dramatik yağmur fırtınalarıyla öne çıkarken, Mayıs Ekim arasında yaşanan 'kuru' sezonda neredeyse hiç yağmur düşmez.

Ulusal parkın doğu ve güney sınırları boyunca 500 km'den daha uzun bir mesafe yılan gibi kıvrılarak ilerleyen engebeli ve dik kayalıklar, aynı zamanda Arnhem Land platosunun da sınır çizgilerini oluşturur. Avrupalı kaşif Ludwig Leichhardt, 1845 yılında bölgeyi bir uçtan diğerine geçmeyi hedeflediği destansı yolculuğuna Brisbane yakınlarındaki doğu kıyılarından başlamış ve 16 ay süren serüveni sırasında bu platoda büyük mücadeleler vermişti. Bu yolculuğu sırasında, "her türden fantastik figürleri olan kumtaşı bloklarına rastlamış, bu kütleler üzerindeki "çatlak ve oluklar içine doluşmuş aldatıcı bir bitki örtüsünün aslında burada yolculuk yapma cesareti gösterenleri bekleyen güçlüklerin yarısını örttüğünden söz etmişti. Sarp kayalıkları kesen dar ve derin koyakların yüksekliği kimi yerlerde 460 m'yi aşıyor. Yağış sezonunda şelaleler büyük bir gümbürtüyle bu uçurumlardan dökülüyor. Bunlar içinde en spektaküler olanlarından ikisi 200 m yükseklikten dökülen Jim Jim Şelalesi ve çok doğru bir isimle İkiz Şelaleler diye adlandırılan ve iki görkemli şelale şeridinin platodan 100 metre aşağı döküldüğü ikizler (Twin Falls)...  

Sarp kayalıkların altında uzanan ve kimi zaman durgun sular kimi zaman nehirler tarafından kesintiye uğratılan düzlükler ise otlak, orman ve bataklık karışımından oluşuyor. Leichhardt, Kakadu'nun ana nehirlerinden biri olan East Alligator'ı kuşatan manzaranın güzelliğini not etmekten kendini alamamıştı: "En güzel vadilerden birine girdik. Batı, doğu ve güneyde, son derece bereketli bir bitki örtüsüne bürünmüş ama neredeyse ağaçsız bir ovadan ansızın yükseliveren tepeler, dağ sıraları ve kayalıklarla sınırlı bu vadi."

Kakadu, ulusal parka ismini veren Aborijin kabilesi Gaguçu'ların vatanı. Ataları en az 40 bin yıl önce güney doğu Asya'dan gelmiş olan Gaguçular, ada ada gezdikten sonra Buz Çağı'nda deniz seviyesinin düşmesini fırsat bilerek Yeni Gine'den başlayan yolculuklarını karadan sürdürmüş. Gagaçular'a göre Kakadu, kendi atalarından dişi bir varlık olan Varamurungudçi'nin denizden çıkıp, bu coğrafyaya biçim, insanlaraysa hayat verdiği gün yaratıldı. Onu, kaya diyarına biçim veren dev krokodil Ginga gibi diğer yırtıcı varlıklar izledi. Bu ilk atalardan bazdan, görevlerini tamamladıktan sonra, bu coğrafyanın bir parçası haline geldiler. Ginga örneğin, krokodil sırtına benzeyen bir kayarım biçimini aldı. Parkın büyük bir bölümünün sahibi olan Aborijin halkı, topraklarını Ulusal Park ve Vahşi Yaşam Direktörlüğüne kiralamış.

KAKADU'DA SANATIN ÖYKÜSÜ

Neredeyse 18 bin yıllık bir süreye yaydan Aborijin kaya resminin örnekleri, park içinde yaklaşık 7 bin ayrı sitede yer alıyor. Resimlerde görülen hayvanlar, deniz seviyesinin yükselişine göre, yıllar içinde değişiyor.

En eski resimler, deniz seviyesinin düşük olduğu ve Kakadu topraklarının denizden yaklaşık 300 km içerde yer aldığı Buz Devri'nde yapılmış. Bu dönemde sanatçılar kanguru ve emu, artık kuzey Avustralya'da bulunmayan Tasmanya canavarı ve modern çağda bir benzeri olmayan büyük hayvan resimleri çizmişler. Buz Devri yaklaşık 6 bin sene önce sona erdi ve deniz seviyesi yükseldi. Arnherm Land uçurumlarının altında kalan topraklar şimdi bir deniz ve haliç bölgesiydi; dolayısıyla dönem çizimlerinde barramundi ve tekir balıklan bol bol yer alır. Bu balıkların çoğu "X ışını sitiliyle, kılçık ve benzeri anatomik yapıları görülür biçimde çizilmiştir.

Yaklaşık bin yıl önce ise Kakadu'da, denize set çeken rıhtımların arkasında, tatlı su bataklıktan oluştu. Bu dönemde ressamlar balık resmi kadar, uzun boyunlu kaplumbağa, saksağan, bataklık üzerinde sal kullanan kadın resimleri de çizmiştir.
Modern Kakadu'da da yaban hayatı çok zengin. Binden fazla bitki türü yetişiyor ve çok önemli kuş barınaklarından biri. Kakadu'nun ünü dört bir yanda duyulmuş olan kuş türlerinden siyah boyunlu leylek, kuzey tropikallerinin bir simgesi haline gelmiştir. Oldukça güzel görünümlü bu kuşlar, beyaz ve parlak yeşil siyah renklerdeki tüyleriyle taze sularla kaplı göllerde hemen göze çarparlar. Bu bölgeleri mavi kanatlı kookaburra ve birbirinden renkli iskele kuşlarının da aralarında bulunduğu başka kuşlarla paylaşırlar.

kakadu

Bu alanlarda 75 farklı çeşit timsah yaşamaktadır. Bu timsahlardan biri nehir ağızlarında hayatına devam eden tuzlu timsahlardır. 3,7 ile 6 metre arasında boylan değişen bu büyük timsah cinsi, yanlarına yaklaşan canlılara saldırmalarıyla ün kazanmıştır. Hatta insanlara da saldırmaktadırlar. 1960'lı yıllarda daha çok değerli derileri sebebiyle avlanan bu timsahlar günümüzde koruma altına alınmış ve çoğalarak nesillerinin devamının sağlanması için çeşitli çalışmalar başlatılmıştır. Taze su timsahlarının daha az agresif ve en çok 1,8 metre uzunlukta olanları parklarda da yaşayarak büyütülmektedir.

Kakadu'da yaşayan başka bir timsah çeşidi, daha sert görünümlü ancak daha az zararlı olan süslü kertenkeledir. Herhangi bir tehdit altında kaldığı zaman boyun çevresindeki derisini gererek küçük bir dinozor benzeri bir hal almaktadır. Gagaçu inanışına göre kertenkele bu görünümüne Aborjinal kurallara uymaması sebebiyle cezalandırılması sonucu bürünmüştür.

Su buffaloları parklarda yetiştirilmeye başlandı. Tuzlu timsahlar gibi onlar da bir dönem çokça avlandılar. Bir dönem sadece derileri ve boynuzları için avlanıyorlardı. Avrupalılar Endonezya'dan bu hayvanları alarak 1820 ve 30'larda sığırlarının yerine koymak için bu hayvanları ülkelerine götürdüler. Ancak buffalolar bu iklimde var olamadı.

1980'lerin başında 300.000 su buffalosu kuzey topraklarda sel sularında otladı. Vahşi hayatın tehdidi altında kaldıkları düşünüldü. Oysaki onlar sudaki bitkilerle beslendiler ve tuz ile suda yaşayan canlıları ayrıştırmayı öğrendiler.
Bütün bunlara ek olarak su bufaloları hem insan sağlığım hem de Avustralya sığır eti endüstrisini tehdit eden sığır veremi taşıyordu. 1980'li yıların sonlarına doğru, hemen bütün vahşi su bufaloları parktan sürüldü ya da vuruldu.

KROKODİL DUNDEE

Avustralya'nın bir zamanlar çok uzaklarda kalan 'En Uç' bölgesine yönelik ilgi, özellikle II. Dünya Savaşı'ndan sonra kısmen buralarda uranyum bulunmasından dolayı arttı. Bölgede uranyum madenciliği yapılması konusunda çok sert tartışmalar çıkması üzerine hükümet bu faaliyeti minimum seviyelerde tuttu.
1980'li yıllarından başından itibaren şimdi DÜNYA Mirası listesinde olan Kakadu Ulusal Parkı, biraz da bir bölümü parkta çekilen Krokodil Dundee filmlerinin yardımıyla, en önemli turizm merkezlerinden biri haline geldi. West Alligator Nehri kenarından yola çıkan dikkatli ziyaretçiler, üzerinde yer altından gelen bir mesaj taşıyan tabelayı göreceklerdir:”'Tanrının ülkesine giriyorsunuz. Keep the blooddy joint clean!”

GÖLET
Kakadu'nun alçak düzlüklerinde, bir göletin mavi sularını kuşatan bataklıklar Avustralya 'ya özgü capejut ağaçları için ideal ortamı sağlıyor. Bu ova, her yıl yağmur mevsiminde, seller altında kalıyor.



KUTSAL KAYALIK
Sunlit Mount Brockmann, Aborijinlerin en kutsal yerlerinden biri. Ufukta Arnhem Land kayalıkları da görünüyor.


arnhem_kayaliklari


SANAT GALERİSİ

Kakadu'ların binlerce yıla yayılan kaya resimlerinden bazıları, alçak ovalardan yükselen önemli kaya kütlelerinden biri olan Nourlangie Rock üzerinde görülebiliyor. Aborijinler, en az 6 bin yıl süren yağmur mevsimi sırasında, buradaki kaya barınaklardan birini kullanmışlar. Bu barınağın yakınlarındaki Anbangbang galerisinde Aborijin sanatçı Najombolmi 1964 yılında X Işını stili bir resim yaptı. Bu resmin yukarda görülen bölümünde, bir taş baltayla yere ve bulutlara vurarak yıldırım ve şimşekleri yaratan yıldırım kadın Barrkinj (Namarrkon'un eşi) yer alıyor.
sanat_galerisi


KAKADU'NUN ÇEŞİTLİ KATMANLARI
Kakadu düzlüklerinde yolculuk yapmak, sürekli olarak değişen bir manzarada yol almaktır. Düzlüklerden yükselen dirençli masif kayalıklar ayakta kalmayı başarırken, Arnhem Land platosunun sınırları aşınır. Kimi yerlerde ovalar otlarla kaplanır; kimi yerlerde okaliptüs ormanları, kimi yerlerde cajeput ağaçlarının yetiştiği bataklıklar ve kabaran göletler ana akıntıdan kopmuş nehir dirsekleri oluşur. Denize doğru, kuru mevsimde yangınların kavurup kararttığı, yağmur sezonunda ise seller altında kalan ovalar üzerinde, kıvrılarak ilerleyen nehirler yer alır. Mangrov (bir fundalık türü) bataklıklarıyla kum tepeleri

kakadu_olusumu


OVA MANZARASI
Kakadu'nu en önemli nehirlerinden biri olan West Alligator, gölet ve nehir kollarıyla kesilmiş yeşilin çeşitli tonlarından oluşan yamalı bir düzlük üzerinde dolambaçlı bir yol izler.

West_Alligator

Kakadu Sahrası Haritası:

kakadu_sahrasi_harita

Afrikadaki Harikalar

  • 1
  • 2
  • 3

Anket 2010

En çok nereyi görmek isterdiniz

Amazon Bölgesi

amazon-nehri-ormani

Amazon (6,440 km), Nil'den sonra (6,695 km), dünyanın en uzun ikinci nehridir.